Markalar Konuşur, İnsanlar Hisseder: İletişimin Gerçek Doğası
Bir markanın ne söylediği değil, insanların o markayı görünce ne hissettiği esas belirleyicidir. Bu tespit kulağa basit gelebilir ancak kurumsal iletişim dünyasının büyük çoğunluğu hâlâ tam tersini yaparak mesaj üretmeye çalışmaktadır.
Ne yazık ki gerçeklik tam olarak böyle değildir çünkü çok iyi bilindiği üzere insanlar mantıkla karar verir ancak duygularıyla yönlenir ve sahiplenir.
İletişim Bir Yayın Kümesi Değil, Bir İlişki Biçimidir
Geleneksel marka iletişimi uzun yıllar tek yönlü bir yayın mantığıyla işledi. Marka konuştu, kitle dinledi. Ancak dijital dünyanın getirdiği en köklü değişim bu denklemi tamamen tersine çevirmek oldu.
Bugün bir müşteri, bir ürün hakkında markanın kendi web sitesinden çok daha fazla bilgiye sosyal medyadan ulaşabiliyor. Bir kullanıcının deneyimi, kurumsal bir basın bülteninden çok daha geniş kitlelere yayılabiliyor; yani kontrol artık tek tarafın elinde değil.
Bu gerçekliği kabul etmeyen markalar iletişim kurmaktan çok monolog üretmektedir. Ve monologları kimse uzun süre dinlemez.
İnsan Önce İnsanı Duyar
Kurumsal dil çoğu zaman mesafe yaratır. "Değerli müşterilerimiz", "paydaşlarımıza olan bağlılığımız", "sürdürülebilir büyüme vizyonumuz"… Bu ifadelerin tamamı doğru olabilir; ancak hiçbiri bir insanın içinde bir his uyandırmaz.
Oysa iletişimin doğası temelde insanidir. İnsanlar kendilerine benzeyen seslere, kendi sorularını soran markalara ve gerçek bir bakış açısı taşıyan içeriklere yönelir. Kusursuz ama soğuk bir kurumsal dil, samimi ama sıradan bir dilden çoğunlukla daha az etki yaratır.
Burada mesele mükemmeliyetten vazgeçmek değildir. Mesele, mükemmeliyetin insancıl tarafları silmesine izin vermemektir.
Güven, Tekrarın Değil Tutarlılığın Ürünüdür
Markalar güven inşa etmek için çoğunlukla paylaşım yağmuruna yatırım yapar; daha fazla içerik, daha fazla reklam, daha fazla görünürlük. Ancak güven, tekrardan değil tutarlılıktan doğar.
Söylediklerinizle yaptıklarınız örtüşüyorsa, kriz anında aldığınız tutum olağan dönemdeki iletişiminizle uyumluysa ve müşteriyle kurduğunuz dil satış öncesinde de sonrasında da aynıysa ancak o zaman gerçek bir marka güveni oluşturmaya başlayabilirsiniz.
Kabul edelim ya da etmeyelim, tüketiciler bir markanın ne söylediğini değil, farklı durumlarda nasıl davrandığını ve nasıl tepkiler verdiğini hatırlar.
İletişim Strateji İster, His Kazandırır
İyi bir iletişim stratejisi yalnızca ne söyleneceğini değil, insanların ne hissedeceğini de tasarlar. Bu iki boyutu aynı anda yönetmek, kurumsal iletişimin en zorlu ve en değerli sanatıdır.
Mesajınız ne kadar stratejik olursa olsun, karşı tarafta bir his uyandırmıyorsa yalnızca gürültüye katkı sağlıyorsunuzdur.
Son Söz
Markalar logolarıyla değil, bıraktıkları izlerle hatırlanır. Ve o izler her zaman bir his tarafından çizilir.
AjansInvest olarak kurumsal markaların iletişimini yalnızca görünür değil, hissedilir kılmak için çalışıyoruz. Gelin iletişiminizi birlikte yeniden tasarlayalım.